*|Yarnın doğası bügünden yaratılır |

ETKİNLİKLER

 

HES KARŞITLARI BRÜKSEL'DE 

Avrupa Parlamentosu, baraj ve hidroelektrik santralı projesinin mağdurlarını dinledi.

 

HES karşıtları Brüksel’de

Anadolu derelerini temsilen Brüksel’e giden heyet Avrupa Parlamentosu milletvekilleriyle görüştü.

İstanbul Haber Servisi – Anadolu topraklarında yapılmak istenen binlerce baraj ve hidroelektrik santralı projesinin mağdurları, Brüksel’e giderek Avrupa Parlamentosu’nda (AP) yetkililerle görüştü. Alakır Vadisi, Çoruh Vadisi, Doğu Karadeniz, Loç Vadisi, Hasankeyf, Munzur, Toroslar, Yuvarlakçay ve Allianoi için mücadele verenlerin oluşturduğu heyet, AP’de yaşadıkları sıkıntılara ilişkin bir toplantı da düzenledi.

Avrupa Parlamentosu Brüksel’e Anadolu derelerini temsilen giden heyet, milletvekilleriyle bir dizi görüşme yaptı.

Heyettekiler, Avrupa Komisyonu Çevre Direktörlüğü Uluslararası ilişkiler ve Genişlemeden Sorumlu Bölümün Başkanı Nicholas Hanley’in de katıldığı konferansta HES projelerinin hayatlarını nasıl olumsuz etkilediğini anlattılar.

Anadolu’nun son göçerleri olan Sarıkeçililerin lideri ve Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu üyesi Pervin Çoban Savran, Hidroelektrik Santrallar nedeniyle binlerce yıldır sürdürdükleri göçü artık yapamaz hale geldiklerini belirtti.

AB’ye eleştiri

Pervin Çoban Savran “Göç ettiğimiz yoldaki bütün nehirler birilerine satılmış durumda. Eğer bu projeler hayata geçerse yolda havyanlarımıza verecek su bulamayacağız. Geçmişten bugüne getirdiğimiz ne varsa enerji üretimi uğruna yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıya. Geleneklerimiz ve doğamızla birlikte yaşamak bizim kadim hakkımızdır. Bu hak, enerji üretmek için elimizden alınamaz” dedi.

Konferansta, AB’ye uyum gerekçesiyle yasalaştırılmaya çalışılan Tabiatı Koruma Yasası’nın Türkiye’deki sivil toplum açısından kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Avrupa Birliği’nin yenilenebilir enerji politikası eleştirilerek AB’nin doğayla ilgili söylemleri ile eylemlerinin uyumlu olması gerektiği vurgulandı.

 

 

TAKSİMDE YARASA SOYKIRIMINA SON EYLEMİ

 

 

Taksim Tünel Meydan’ında biraraya gelen Doğa Derneği Gönüllüleri Balıkesir Edremit’te meydana gelen yarasa katliamlarını protesto etti.

 

     Balıkesir Havran barajı su tutmaya başlamasıyla Havran İnboğaz’ı mağarasında yaşayan yirmi bin civarındaki yarasa popülasyonun ortadan kaybolması yaklaşık 50 kişilik bir grup tarafından Taksim’de yağmur altında protesto edildi.

     Taksim Tünel Meydanında bir araya gelen grup üyeleri “Yarasa soykırımına Hayır” yazılı dövizler taşıdı. Dev yarasa kuklası taşıyan grup üyeleri “kan emici Veysel” diye sloganlar atarak Taksim Meydanı’na yürüdü. Bazı eylemcilerde ise düdük çalarak yarasa katliamına dikkat çekti.

    Doğa Derneği Başkanı Güven Eken “Dünyada eşi benzeri olmayan bir yarasa soykırımı gerçekleşti Havran nehri kıyısında. Havran barajı Türkiye’nin en büyük yarasa mağarasını su altında bıraktı” dedi.

    Yarasa kostümleri yiyen grup yağmur altında Taksim meydanına kadar yürüdü. Yürüyen grupta küçük bir çocukta annesinin kucağında eyleme destek verdi. Eylem sonrası grup olaysız şekilde dağıldı.

 

YIKIM YASASINA DİRENİŞ

 Zeytin alanlarını madencilerin kullanımına sunan tasarıya karşı İzmir – Çanakkale’ hattındaki oluşumlar bir araya gelecek.

 

Yıkım yasasına direniş

     TBMM komisyonlarında kabul edilen yasa tasarısını ‘yıkım yasası’ olarak nitelendiren duyarlı çevreler, yerel yönetimlerin de desteğiyle pazar günü saat 13.00′da Burhaniye’den seslerini duyuracak.

     Zeytin alanlarının madencilik çalışmalarına açılmasına neden olacak yasal düzenlemeye karşı, başta Ege Bölgesi olmak üzere ülke genelindeki zeytinciler ve yaşam savunucuları direnişe geçti. Zeytincilik Yasası’nın madencilik adına delinmek istendiğine vurgu yapan kitleler, konuya dikkat çekmek için alanlara çıkmaya ve hukuk mücadelesi başlatmaya hazırlanıyor.

     Madencilik komisyonunda kabul edilen tasarı, TBMM Genel Kurulu’nda da onaylanması durumunda yasalaşacak. Tasarıya göre, zeytinlik alanlardaki maden faaliyetlerini düzenlemesi için “Zeytincilik Sahaları Koruma Kurulu” oluşturulacak. Zeytin sahalarında, alternatif alan bulunamaması ve kurulun uygun görmesi durumunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca madencilik yapılmasına izin verilebilecek. Bakanlık, bu yetkiyi gerektiğinde valiliklere devredebilecek. Zeytincilik Sahaları Koruma Kurulu, ilgili bakanlıklar ve sektör temsilcilerinden oluşacak.

     Yasa tasarısına karşı, pazar günü İzmir- Çanakkale hattında yer alan belediyeler, muhtarlıklar, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, kooperatifler ve duyarlı yurttaşların katılımıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Burhaniye’de saat 13.00′da başlayacak toplantıda, “yıkım yasası” olarak nitelenen düzenlemenin TBMM Genel Kurulu’ndan geçmemesi ve olumsuz bir halde atılacak yasal adımlar değerlendirmeye alınacak.

     Burhaniye’deki toplantıya o gün yörede olacak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve İzmir’den 15 belediye başkanının da katılması bekleniyor. Kazdağları ve Madra Dağı Belediyeler Birliği’nin öncülüğünde yapılacak toplantı öncesi açıklama yapan Küçükkuyu Belediye Başkanı Cengiz Balkan, yaşam alanlarının ve ülke değerlerinin yok edilmesine karşı çıktıklarını ve bu tavırlarından ödün vermeyeceklerini söylüyor. Balkan, “Burada en trajedik olanı, zeytinliklerle ilgili söz söyleme hakkının maden komisyonuna bırakılmasıdır” yönünde görüş belirtiyor.
     Balkan, Anayasa Mahkemesi’nin, 2009 yılının 11 Haziran tarihinde konuyla ilgili karar verdiğini ve TBMM Genel Kurulu’na sevk edilen söz konusu tasarının 11 Haziran 2010 tarihinden önce çıkarılmak istendiğini söyleyerek, “Bu tarihe kadar yasayı geçiremezlerse, bir yıllık süre dolacağından eski yasa geçerli olacak. Madenciler de bunu istemiyor ve yasanın, 11 Haziran tarihine kadar TBMM Genel Kurulu’na büyük baskı yapıyorlar” dedi.
     Zeytincilik Yasası’nın, madencilik faaliyetleri adına delinme girişimleri TBMM gündemine ilk kez 2000 yılında geldi ancak maden lobisi başarılı olamadı. İkinci kez 2004 yılında denenen değişiklik isteminden yine sonuç alınamadı. İstemin gerçekleştirilmesi adına son olarak atılan adım da, TBMM Genel Kurulu’na kadar ulaşıldı.
     TBMM Sanayi Ticaret Enerji Tabi Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’ndan geçen ve TBMM Genel Kurulu’na sevk edilen yasa tasarısının, Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu belirtiliyor. Yasanın öngördüğü haliyle, zeytin alanlarında madencilik yapmak ve petrol ile doğalgaz arama faaliyetlerinde bulunma girişiminin geri dönüşü olmayacak zararlara yol açacağı savunuluyor.
     İzmir Barosu avukatlarından Noyan Özkan, Anayasa’nın 90. maddesinin uluslararası anlaşmalar bölümünü içerdiğini ve iç hukuktaki yerini aldığını belirterek, “Uluslararası anlaşmalar yasa hükmündedir” diyor. Özkan, Türkiye’nin de tarafı olduğu “Birleşmiş Milletler 2005 Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması”na da dikkat çekiyor.
Özkan, söz konusu anlaşmanın 1 Aralık 2009 tarihinde TBMM’de kabul edildiğini belirterek, anlaşmanın iç hukuktaki yerini aldığını vurguluyor.

 

TERMİK SANTRALE HAYIR

 

Merhaba,

Bizler, Yalova Çevre Platformu olarak doğamızın katledilmesine ve insan sağlığı hiçe sayılarak yapılmak istenen termik santrale HAYIR diyoruz.

Siz de http://www.yacep.org adresinden sanal eylemimize katılabilir hatta bu mesajı kendi e-mail grubunuzla paylaşabilir, tek bir imzayla birçok şeyin değişmesini sağlayabilirsiniz.Doğayı korumak adına başlattığımız bu mücadelede desteğinize ihtiyacımız var.

 ALO 153(TRAFİGE ÇIKAN HERKESİN DİKKATİNE )

Sevgili arkadaşlar,
 
   Hayvanseverlerin bir kısmının konu hakkında bilgisi vardır belki ama genel bir bilgi vermek istedim.Hepimiz hergün trafiğe çıkıyoruz ve bazen araba çarpmış can çekişen veya yol kenarında hareket edemeyip yardım bekleyen hayvanlara rastlayabiliyoruz.
Birçok kişi umarsızca başına kalmasın, masraf çıkarmasın, sorumluluk olmasın diye geçip gidiyor :( bazılarımız ise kimi arayacağımızı nasıl yardım edeceğimizi bilmiyoruz. Zavallı deyip gidiyoruz.
 
Şimdi artık bir HAYVAN AMBULANSI var!
 
   Yapmanız gereken “153″ numarasını arayıp “beyaz masayı” tuşlamak. Oradan size ambulans yönlendiriyorlar.
Dolayısı ile koordinatınızı çok net vermeniz gerekiyor. Ambulans gelinceye kadar bekleyebilirseniz cok iyi olur…Yol tarif etmek gerekebiliyor.
   Ambulans gonulluler tarafindan kullaniliyor ve veteriner ile birlikte techizatli olarak donatilmis. Yerinde mudahale yapabiliyorlarmis.
 
   Bu numarayı telefonlarınıza kaydedin ve lütfen (umarım gerekmez) yaralı, sakatlanmış, carpılmış hayvan gördüğünüzde arayıp yardım isteyin.
 
   Herkese sevgiler.
 Web sitesini inceleyin, çok güzel hikayeler okuyacaksınız.
 www.kalbimizsokaktaatiyor.org
 PS. Maili İstanbul’ da yaşayan çevrenize göndermenizi herkesin haberdar olabilmesi açısından rica ederim.
 

Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği
A: Bahariye Caddesi, Dr.İhsan Ünlüer Sokak No:14/2 34770 Kadıköy-İstanbul
T: 0216 449 90 52-53
F: 0216 449 90 51
GSM: 0533 574 25 23
E: info@bgd.org.tr

 

Sitede ara

“Dünya karanlık ve nefretten vazgeçti mi?
Bilim Kurgu filmlerindeki felaket senaryoları tek tek gerçek oluyor.
Yapay seralarla, oksijen fanusları altında karanlık bir dünya kalacak geriye..
Derebeylik çağlarına geri dönüldü.
Emperyalistler, görülmedik bir haksızlık ve sahtekarlık tarihi yazıyorlar.
Tek tanrıları para ! Hiçbir korkuları, zerre kadar merhametleri yok !
Çokuluslu şirketlerin güdümünde, küreselleşme ( ! ) adına ulusal sınırları hiçleyip ülkeleri parçalıyor, işgal ediyor, insanları, çocukları katlediyorlar.
Bütün coğrafyalardaki hesaplar açık açık dile getirildiği halde, madenleri, toprakları, hürriyetleri de satılığa çıkarılan insanlık, hiçbir zaman bu kadar yüz kızartıcı teslimiyet, sessizlik ve aymazlıkla suç ortaklığı içinde olmamıştı.
Gökyüzü deliniyor, buzullar eriyor... Tarımı ve geleceği yokedecek çağın felaketi olarak, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalardan sözediliyor !
Öyle bir katastrof yaşanıyor ki ; "Işık ve sevgiyle" tabii...
Bir dua gibi ; "Işık ve sevgiyle"
Belki de sadece bir cümle değildir !
Terennümünde gizil bir enerji vardır... Birbirine karışan fısıltılar reaksiyona geçer !!!”

Anket

Yeşil bilgi platformu doğa geri almadan kısa çevre filmleri yarışmasını hangi film kazanır ?

*DOGA *

19.05.2011 19:37

TOHUMUN AŞKINA..

  Tohum Askına.. Tohum işi çok ciddi. İnsanlık için yaşamsal önem taşıyor. Küresel şirketler dünya tohum pazarını yönetiyor. Biliyorlar ki, yakın bir gelecekte “Gıdayı elinde tutan dünyayı da yönetecek”!   Bazı bilim insanlarına göre, toplumları besleyen tarımsal ürünler, yarın en güçlü,...
19.05.2011 20:02

YARASALARIN ÖCÜ

F.Baykurt, 1954 yılında yayınladığı  yapıtında bize,  insanların ve yılanların yaşadıkları çevreye müdahale edildiğinde, köy ortamında ortaya çıkan toplumsal ve fiziksel çatışmayı, yerel dille  anlatır.    Yuva canlılar için önemlidir. Yaşama eyleminin başladığı,...
19.05.2011 20:06

YAŞAM AŞKLA SÜRMELİDİR

Yirmi binden fazla aşığı öldürüyorlar ve biz bilmiyoruz bile.    Onlar sevgililerine aşk şarkıları söylüyorlar.   Dağarcıkları çok zengin ve çapkın şarkılarla yüklü.    Neşeli, homurtulu, titrek ses tonlarını karıştırarak dişilerine kur yapıyorlar.    Rakip...
19.05.2011 00:00

YAŞAM

                                                  
19.05.2011 20:01

KİRLİ SAVAŞ VE DOĞA

  Bir yürek vuruşu gibi suların, yitip giden yaşamların, bunca acıların ve hüzünlerin adını koymaya çalıştık hep. Yumuşak ve adsız mevsimleri ararken biz hep gece nöbetlerini düşündük. Hakkâri’de dün sabaha karşı 11 şehit verdik. 15 askerimiz de yaralandı. Ülkeyi yönetenler “demokratik açılım”...
19.05.2011 20:12

ÇEVRE VE REFERANDUM

  Çevre ve Referandum… Ülkenin dört bir yanında çevreyi, doğayı, doğal yaşamı korumaya yönelik mücadele yürütülüyor. Farklı görüşler, siyasal anlayışlardaki kişiler, kuruluşlar, dernekler, örgütler ve gruplar yağmaya, talana, soyguna, sömürüye karşı direniyor. HES’lere, çokuluslu maden...
19.05.2011 20:12

ALLİANOİ AĞITI

  Tarihi kapatıyorlar. Üstüne beton döktüler, sonra da suyu salıverecekler. Betonun ve suyun altında kalan tarih, dayanabildiği kadar dayanacak, sonra terk edecek zamanı. Onu görmek, gezmek, ondan öğrenmek, hiç değilse yıllar sonra yeniden bulup çıkarmak imkânı yok artık.   Çok yakın...
19.05.2011 20:08

GENETİGİ DEGİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR

  GDO ZEHİRLERİ VE ŞEKER FABRİKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİ BİRBİRİYLE NASIL İLGİLİ ?   “Ne ilgisi var?” demeyin.  Çok ilgili.   Bir taraftan şeker fabrikaları özelleştiriliyor, diğer yandan Tarım Bakanlığı bir yönetmelikle GDO’lu ürünlerin ithalatına kapıyı ardına kadar açıyor....